Hasret's profilepapatyaPhotosBlogListsMore Tools Help

papatya

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Sinelfcanwrote:

Merhaba. Size bir armağan bırakıyorum. Sohbetimize her zaman bekleriz. Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz. Hakkınızı helal edermisiniz? A. e. o. K.i.b www.xat.com/sevgi_esintisi 

        
Go Large!
         

Mar. 12

x te

S'i' fosse foco, arderei 'l mondo

S'i' fosse foco, arderei' il mondo;
s'i' fosse vento, lo tempestarei;
s'i' fosse acqua, i' l'annegherei;
s'i' fosse Dio, mandereil en profondo;
s'i' fosse papa, serei allor giocondo,
ché tutti ' cristiani embrigarei;
s'i' fosse 'mperator, sa' che farei?
a tutti mozzarei lo capo a tondo.
S'i' fosse morte, andarei da mio padre;
s'i' fosse vita, fuggirei da lui:
similemente faria da mi' madre.
S'i' fosse Cecco com'i' sono e fui,
torrei le donne giovani e leggiadre:
le vecchie e laide lasserei altrui.

Cecco Angiolieri

buon Weekend aricyao

nadir

Nov. 27
 
Nov. 18
Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Kandiliniz hayırlı olsun.
Aug. 16

Seçin Anketine Göstermiş Olduğunuz İlgiye Teşekkür Ederim.

 
Sitene Ekle Sonucu Yakından Takip Et !

Image Hosted by ImageShack.us

 

*ULUSLARARASI SOHBETE HOSGELDINIZ.*

[sitene ekle]


Image Hosted by ImageShack.us

 
*** Enter artist or band *** YAZAN YERE İSTEDİGİNİZ TÜRK-YABANCI FARKETMEZ SANATÇI-PARÇA ADI YAZIN ENTER'a BASIN YETERLİ----.MÜZİK-VİDEO-RADYO-TV-OYUN-YOUTUBE SERVİSİ----

[sitene ekle]


Image Hosted by ImageShack.us

 
*AYNI ANDA HEM SOHBET EDİN;HEM DE VİDEO İZLEYİN*

[sitene ekle]


Image Hosted by ImageShack.us

 

LÜTFEN SAYGIDA KUSUR ETMEYİN..İYİ SOHBETLER..

[sitene ekle]

Aug. 4

küçüğüm

nerde bıraktın beni???

11 Aralık 2007 Salı | Kategori Aşk

beni öyle bi yerde bıraktın ki,
hayat mı desem, zulum mü?
sefil tutsaklığımla uçurumlarına asılı koydun beni
ne zaman bitecek bu çile ey sevgili???
söyle ne zaman ineceğim yeryüzüne ,
ne zaman tutacağım hiç bırakmadan ellerini
ne zaman geleceksin bana
ne zaman gideceğim sana
söyle ey sevgili ???
sazın tellerinde çal türkülerimi
yüreğini yak ama silme sevgimi

sen git uzunca , bakma geri
bazen usulca sokulurum yanına
severim seni…….

11-12-2007

Yorum yok

seni terk ediyorum

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

yine yarım kaldık

seni yaşamadan ölmeyecektim…

sensiz yaşamayı öğrenmeliyim artık

yoksun sen

biçare gönlümün ilacı

yoksun artık

elleri hasret kokan

yüreği aşka yanan

gönlüme emir olan

gidiyorum,

seni sonsuzca terk ediyorum.

nefessiz kaldın artık

sesinde duyulmaz buralara

yüreğinde acımaz artık,

belki canın yanacak

ama çıkıp gidiyorum ben senden

cansız bir yürekle

seni terk ediyorum…

 

03-08-2007

Yorum yok

gidiyorum

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

Ağır aksak gidiyorum bir gidişe
Ne bir umut ne de bir neşe
Kalmadı varlığıma delalet bir hece
Gidiyorum, cezbi-esareti yinele…
                                                      …

Yorum yok

yara

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

YARA

Yorgun bir kelebek titreyen vücudum
Dağlara özendim de büyüdü umudum
Asudeyim bir gece vakti ansızın vuruldum
Gündüzün sonsuzluğuna artık mahkûmum
 
Bir hançer oldu saplandı yüreğime gözleri
Yanaklarımı ıslattı, gözlerimde doldu gizi
Yıllar yılı gezmişim ütopyada ben serseri
Dile gelen derdim aşkımın tek gerçeği
 
Derviş yunus olayım gezeyim diyar diyar
Aşkınla kavrulup ağlasam belki ar
Af dilemeye de yüzüm kalmadı yar
Yüreğimde bin bir yara hepsi birden sızlar
 

Yorum yok

önce ben

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

SIRA BENDE

Dün bendeydi
O sabırsızlıkla beklediğin misafirin,
Senden sonra bana geldi

Devamı için tıklayın »

Yorum yok

küçüğüm

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

***KÜÇÜĞÜM****
öyle güzel uyuyor ki
kıyamıyorum uyandırmaya
yeşil kentin büyülü kapılarını
bir açsa, diyorum.
Ama kıyamıyorum ona
bekliyorum…
Yavrusunun yemeğini hazırlamış
bir anne gibi
uyanmasını bekliyorum
bir açsa diyorum.
Bende görsem
yeşil kentin büyüsünü
O kente adını veren
Mecnun’u, Ferhat’ı, Leyla’yı
bir görsem diyorum
ve o yeşil kente
bir de ‘CAN’ bağışlıyorum
açacak gözlerini biliyorum
ben olamasam da yanında
baktığı her yere
büyülü kapıların anahtarını bırakacak
duyuyorum!
Çöller ayaklarının altında ezilmiş olacak
ben gidemesem de
O, en en sevgiliye varacak.
SENİ SEVİYORUM KÜÇÜĞÜM

KÜÇÜĞÜM

nerde bıraktın beni???

11 Aralık 2007 Salı | Kategori Aşk

beni öyle bi yerde bıraktın ki,
hayat mı desem, zulum mü?
sefil tutsaklığımla uçurumlarına asılı koydun beni
ne zaman bitecek bu çile ey sevgili???
söyle ne zaman ineceğim yeryüzüne ,
ne zaman tutacağım hiç bırakmadan ellerini
ne zaman geleceksin bana
ne zaman gideceğim sana
söyle ey sevgili ???
sazın tellerinde çal türkülerimi
yüreğini yak ama silme sevgimi

sen git uzunca , bakma geri
bazen usulca sokulurum yanına
severim seni…….

11-12-2007

Yorum yok

seni terk ediyorum

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

yine yarım kaldık

seni yaşamadan ölmeyecektim…

sensiz yaşamayı öğrenmeliyim artık

yoksun sen

biçare gönlümün ilacı

yoksun artık

elleri hasret kokan

yüreği aşka yanan

gönlüme emir olan

gidiyorum,

seni sonsuzca terk ediyorum.

nefessiz kaldın artık

sesinde duyulmaz buralara

yüreğinde acımaz artık,

belki canın yanacak

ama çıkıp gidiyorum ben senden

cansız bir yürekle

seni terk ediyorum…

 

03-08-2007

Yorum yok

gidiyorum

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

Ağır aksak gidiyorum bir gidişe
Ne bir umut ne de bir neşe
Kalmadı varlığıma delalet bir hece
Gidiyorum, cezbi-esareti yinele…
                                                      …

Yorum yok

yara

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

YARA

Yorgun bir kelebek titreyen vücudum
Dağlara özendim de büyüdü umudum
Asudeyim bir gece vakti ansızın vuruldum
Gündüzün sonsuzluğuna artık mahkûmum
 
Bir hançer oldu saplandı yüreğime gözleri
Yanaklarımı ıslattı, gözlerimde doldu gizi
Yıllar yılı gezmişim ütopyada ben serseri
Dile gelen derdim aşkımın tek gerçeği
 
Derviş yunus olayım gezeyim diyar diyar
Aşkınla kavrulup ağlasam belki ar
Af dilemeye de yüzüm kalmadı yar
Yüreğimde bin bir yara hepsi birden sızlar
 

Yorum yok

önce ben

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

SIRA BENDE

Dün bendeydi
O sabırsızlıkla beklediğin misafirin,
Senden sonra bana geldi

Devamı için tıklayın »

Yorum yok

küçüğüm

30 Kasım 2007 Cuma | Kategori Aşk

***KÜÇÜĞÜM****
öyle güzel uyuyor ki
kıyamıyorum uyandırmaya
yeşil kentin büyülü kapılarını
bir açsa, diyorum.
Ama kıyamıyorum ona
bekliyorum…
Yavrusunun yemeğini hazırlamış
bir anne gibi
uyanmasını bekliyorum
bir açsa diyorum.
Bende görsem
yeşil kentin büyüsünü
O kente adını veren
Mecnun’u, Ferhat’ı, Leyla’yı
bir görsem diyorum
ve o yeşil kente
bir de ‘CAN’ bağışlıyorum
açacak gözlerini biliyorum
ben olamasam da yanında
baktığı her yere
büyülü kapıların anahtarını bırakacak
duyuyorum!
Çöller ayaklarının altında ezilmiş olacak
ben gidemesem de
O, en en sevgiliye varacak.
SENİ SEVİYORUM KÜÇÜĞÜM

nerde bıraktın beni???

beni öyle bi yerde bıraktın ki,
hayat mı desem, zulum mü?
sefil tutsaklığımla uçurumlarına asılı koydun beni
ne zaman bitecek bu çile ey sevgili???
söyle ne zaman ineceğim yeryüzüne ,
ne zaman tutacağım hiç bırakmadan ellerini
ne zaman geleceksin bana
ne zaman gideceğim sana
söyle ey sevgili ???
sazın tellerinde çal türkülerimi
yüreğini yak ama silme sevgimi

sen git uzunca , bakma geri
bazen usulca sokulurum yanına
severim seni…….

SENİ SEVİYORUM...

 

 

Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun,
Duyduğum en derin sevgisenin eserin,
Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin,
Ve kurduğum en güzel hayal sensin.


Aşka burun kıvırmayin o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir.
O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için,
Her bitkinin sürekli bakıma ihtiyaci olduğunu unutmayın.


Eğer öldüysen, şu anda yıldızlara uzanırsan,
yıldızların ışıklarını topla.
Taç şeklinde saçlarının arasında sonsuza dek parlasın.


Seni seviyorum diyebiliyorsam
Bu sende bütün insanlığı ,
Bir anlamda bütün canlı olan herşeyi,
Ve yine sende kendimi seviyorum demektir.


Gül bahçesinde geçse de ömrüm ,
Senin üstüne gül koklamam gülüm!
Seni koklamak olsa da ölüm ,
İnan uğrunda ölmeye değersin gülüm


Sevmek saçak altına sığınan göçmen kuşun,
Kar tanecikleri arasında uçuşan beyaz tüyünü görebilmektir.


Ben seni dün sevmedim çünkü dün bitti.
Ben seni bugün sevmedim çünkü bugün bitecek.
Ben seni yarın sevdim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek


Mehtap sularda gümüşten bir iz bırakırken,
Gökte yıldızlar parlıyordu.
Yalnız kaldığım günler ve geceler,
Kalbim her yerde seni arıyordu.
 
Yaşamın kaynağı sevgiyse eğer,
Sevgi mutluluk, mutluluk paylaşmak,
Paylaşmak dostluk, dostluk hatırlanmak,
Hatırlanmak unutulmamaksa eğer, demekki sevilmişiz.


Eğer birgün bulusacağımız yere gelemezsem.
Dünyanın bütün renklerinden oluşan bir demet çiçek yaptır.
Çünkü beni senden ayıracak olan tek kuvvet,
Ölüm beni yakalamış demektir.


Sevmek seni seviyorum demek değil.....
Seni seviyorum derken titremektir..


Karlı bir çam ormanında nefes almak bahtiyarlığına benzer seni sevmek..


Yüzünü alıyorum elime yaşam budur ,
Bir gülün akşamı da budur
Seninle doğmak yeryüzüne her sabah
Ve silinmek seninle.


Sen yollara yürürsen , çiçekler de yürür,
şaşarım gülüşünün ardından güneş doğmazsa,
Bir çocuk kapıları kırıp kırlara koşmazsa,
Sen ufuk çizgisinin düşüncesiyle özgür,
Gülüşü ışık olupta yüzüme akan düş,
Sen uzak kıyıların adamı,
Sen benim yüreğimde açan gülsün..


Sevgilim yalan söylersem sana, kopsun ve mahrum kalsın dilim
Sana " SENİ SEVİYORUM" deme bahtiyarlığından sevgilim,
Yalan yazarsam sana kurusun ve mahkum kalsın elim ,okşayabilmek saadetinden seni
Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim iki damla gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
Ve göremesinler seni birdaha.


Bana geleceksen herşeyinle benim olarak gel.
Bir emanet gibi geldikten sonra,
Yanımda olmanın ne anlamı kalır ki
 

Seni Sen olduğun için değil ,
Seni bende bulduğum için seviyorum .


Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da...
Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de..
Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek.
Seni Seviyorum ya, iste o en büyük gerçek...


Özlemek güzel şeydir, özlüyorsa Özlenen
Beklemek güzel şeydir, gelecekse beklenen
Sevmek güzel şeydir, seviyorsa sevilen...


Benim sevgim, zaman ve uzaklıkla sınırlı değildir.
Zamanı kaldırınca aynı andayız.
Uzaklığı kaldırınca aynı yerdeyiz.
O zaman her an ve her yerde seninle birlikteyiz...


Aşk yaşanır anlatılmaz..


Kalbim seni unutacak kadar hainse,
Ellerim onu parçalayacak kadar asidir.


Sevdigini özgür bırak ,
Geri gelirse o senindir
Geri gelmezse, zaten hiç senin olmamıştır...


Eğer çölde açan bir çiçek olsan
Seni kurutmamak için hep ağlardım.
Gözyaşımda bir damla olsaydın,
Seni kaybetmemek için asla ağlamazdım.

 

 

Yanağına konan kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde,
Hissettiğin o bir damla serinliği benimle paylaşmak istersen,
Yönünü rüzgara dön ben o rüzgardayım...


Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç , bir tohumla başlar ;
En uzun yolculuklar bir adımla başlar;
Gerçek sevgiler ise küçük bir tebessümle başlar.


Seni unutmak zor anlatmaksa imkansız,
Sen unutuldukca hatırlanan,
Anlattıkca bitmeyensin meleğim..


Seni uzaktan sevmeyi, bana bakmadan görmeyi,
Seni duymadan dinlemeyi, gözyaşlarımla gülmeyi
Ve kavuşmak için sabretmeyi,
Her şeyi öğrendim ama sensiz olmayı asla...


Duygular vardır anlatılamayan..sevgiler vardır kelimelere sığmayan...
Bakışlar vardır insanı ömür boyu ağlatan...yollar vardır aşılması güç olan.
Kalpler vardır acılarla parçalanan, ve insanlar vardır hiç unutulmayan.
Sanma beni sevipte bırakanlardan. Benim sevgim mezara kadar olanlardan...


Bir Çiçeğin açmak için sebepler bulduğu gibi,
Yaşama dair sebepler bulmak için yaşıyorum...
Eğer bir gün gelir de yaşamak için bir sebep bulamazsam;
Ölmek için bir sebep bulmuşum demektir
 

Bir yudum zehir olsan, bir an bile düşünmeden seni içerdim,
Sırf seninle bir olmak ve seni içimde hissetmek için.


Sevgilim bilki senden uzak ne güzellikleri avutur beni bu şehrin,
nede yıldızlı akşamları!... özlemin bir nehir olmuş
YARAR GİDER İÇİMDEKİ DAĞLARI


Seni seviyorum kelimesini sana benden başka kimse söylemesin,
Yalnız bana sakla dudaklarını seni benden başka kimse öpmesin,
Ne olurdu her seven sevilse sanki, bu dünyada aşktan güzel ne var ki,
Gel kollarıma öyle sarıl ki kimsenin çözmeye gücü yetmesin.


Seni niyemi seviyorum geçmişin içinde kaybolmuş beni
Yeniden hayata döndürdüğün için çok ama çok seviyorum.


Kalbin hangi sevgi için çarpıyorsa yeni doğan günün güneşi
Seni ona kavuştursun.


Hayatın en güzel anı herşeyden vazgeçtiğiniz zaman
Sizi hayata bağlıyan biri olduğunu düşündüğünüz andır.


Sen benim gözlerimde saf bir gerçek,
Yüreğime bahar getiren bir çiçeksin.
Sen bedenimdeki yumuşak kudret,
Gönül bahçemde uçuşan bir kelebeksin..


Ben sana mecburum bilemezsin, adını mıh gibi tutuyorum aklımda
İçimi seninle ısıtıyorum bir yaşamak düşünsem "sus" deyip adınla başlıyorum.


Sevgili binlerce insan arasından gönül gözüyle görüp ayrı bir kimlik verdiğimizdi Her sözü büyü olan, dokunduğu herşeyi kutsallaştıran muhteşem insandı.


Yanındayken içimi saran ateş, sen yokken hayalinle canlanır.
Gözlerimdeki parıltı senin sevginin eseri,
Ve benim varlığım yanlız senin eserin.


Seni yüreğimden atabilsem atamıyorum,
Seni gözlerimden silebilsem silemiyorum
Sensizlik acısını çekemiyorum,
Dönersen diye koştum camlara
Ama yoksun yine yok..


Her sabah uyanıp yüzünü güneşe verdiğinde,
Gücünü alamazsın sıcak sevgilerden,
Unutma sakın bir sevgi bin sevgi doğurur ve
O sevgilerden yepyeni bir dünya kurulur..


Ben Toprağım suyum sensin, ben yaprağım dalım sensin
İlkbaharım yazım sensin sensiz hayat çekilmiyor.

Bu Vatan Bizim Değilmi

 

Bu Vatan Bizim

 

Mehmedim yaralanmış bugün
Bu akan kan bizim değilmi?
Kurşun sıkarsın mehmedime
Bu vatan bizim değilmi?

Hep bu bayrağın altında büyüdük
Çanakkalede, sakaryada omuz omuza yürüdük
Vatan uğruna kanlarımızı dökdük
Bu vatan bizim değilmi?

Uyan kardeşim düşme gaflete
Pişman olursun doğduğun güne
Mehmetcik varken düşman eli değmez mabedime
Bu vatan bizim değilmi?

Okullar yakılıyor, cana kıyılıyor
Bu gaflet neden? Bilsen kimler seviniyor,
Maşa olmuşsun düşman elinde
Bu vatan bizim değilmi?

Bende askerim 'Ne Mutlu Türküm Diyene'
Son sözüm düşmana; boşa kürek çekme,
Dag gibi mehmetcikle bu vatan bölünmez
Son damla kanda dökülmeden
bir karış toprak VERİLMEZ!

 

                                                      Abdülkadir Selçuk

PAPATYA


  PAPATYA

 

Koskoca bir bahçede
Demetler içinde bir papatya.
Aşık olmuş, yanmış, tutuşmuş
Ak sakallı bahçıvana...
Bir ümit bekliyormuş.
Yüzlerce çiçeğin arasından
Onunla, sadece onunla
Saatlerce ilgilenmesini.
Buz gibi suyunu
Sadece ona döksün istiyormuş...
Sadece ona değsin makası,
Sadece ona gülsün dudakları.
Kıskanıyormuş bahçıvanı
Kırmızı güllerden,
Sarı lalelerden,
Mor menekşelerden.
Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş,
Bembeyaz yapraklarını...

Bir gün,
Aşkı öyle büyümüş ki,
Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.
Eğilivermiş boynu.
Toprağa bakıyormuş artık.
Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş
Ayaklarını görüyormuş.
Bunada sükür diyormus.
Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.
Zaman akıp gidiyormuş.
Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.
Ne var sanki boynumu kaldırsa
Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.
Yanıp tutuşuyormuş...

Ve işte bir gün..
Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.
İncecik bedenini ellerinin arasına almış.
Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş
Bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.
Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.
Hâlâ göremiyormuş onu,
Ama bedeni kurtulmuş.
Uzun bir müddet sonra,
Bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.
Gelen giden yokmuş...

Kahrından ölecekmiş papatya.
Ama işte bir sabah,
Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.
Derin bir oh çekmiş.
Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.
Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.
Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.
Başka birisiymiş.
Adamın elinde bir de makas varmış.
Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru
Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.
Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.
Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış...
Ama gövden seni taşımıyor demiş.
Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış
Ve bir hamlede başını gövdesinden ayırmış.

Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini,
O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.
Bir de o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş,
Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.
O, her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.
Belki, ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş,
Ama onu asluında hep sevmiş.
Papatya anlamış artık.
Sevgi; emek istermiş...
Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini,
Teşekkür etmiş ona içinden..
Son yaprağı da kuruduğunda,
Biliyormuş artık...
Gerçek sevginin, söylemeden,
Yaşamadan ve asla kavuşmadan
Varolabileceğini...

Yazarı Bilinmiyor

 

 

ATEŞ VE SU


 


Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.

Ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.

İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan,
su ateşden kaçar olmuş..

Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini
Sadece ateş alır olmuş...



Ç.S

 

 

Ölmeyen Sevgi

 



Genç adam kollarında bir buket çiçek, sahile koşarak geldi. Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı.
Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı.
Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller...
Sanki dalından yeni koparılmış gibi
tazeydiler. Buram buram sevgi kokuyor,
aşk kokuyor en önemlisi de
özlem ve hasret kokuyordu güller...

Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi,
"Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi. Az sonra sevdiğini
göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse,
onunla buluşacağını hayal etse
kalbi hep böyle yerinden çıkacakmış
gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerinde rağmen ikisi de
sevgisinden hiç birşey kaybetmemişti.
Onları hiç birşey ayıramazdı... Ne hasret,
ne ayrılık, ne de ölüm...

Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği
yine 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o,
sevdiğini bekletmemek için dakikalarca
önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Oysa o, her zaman kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru
olurmuş diye düşündü. Ve gözlerini
önündeki uçsuz bucaksız denize dikti...

Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği
kıza olan aşkı gibi denizin de sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu... Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi
aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış, sonra da gidip
2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari, onu bekletmemeliydi. Ama
alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hâlâ yaşlı idi.
Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu
kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki?
İşte az sonra sevdiği gelecek, ona
sarılacak, kucaklaşacaklardı...
Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe
ilk adımlarını atacaklardı. Genç adam
öyle heyecanlıydı ki, sevdiğine
kavuşmak için can atıyordu...

Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp,
uçuşan martılara... Ne kadar güzel dansediyorlardı havada.
Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi
yine geç kalmıştı, hem de çok... Bu kadar
geç kalmaması gerekiyordu.

İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara
anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine
söz vermiyorlar mıydı ? O zaman neden gelmemişti yine ?? Aklına kötü
düşünceler gelmeye başladı. Hayır! Hayır, olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı.
Onsuz hayat yaşanmazdı ki...
O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun
düşüncesi bile hoş değildi.
Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını
kimsenin görmesini istemiyordu.
Zaten nedense etrafındaki insanlar
ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı.
Rahatsız olmaya başladı bakışlardan.
Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına...

Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu
dedi. 7 senedir hergün bu sahildeydi. Sevdiğini bekliyordu. Daha fazla
dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden bir damla yaş
daha güllerin üzerine damladı. Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun
evine gideyim diye mırıldandı...
Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi
yanına koyar, ona vermiş olurdu...
Genç adam ayağa kalktı, sevdiğiyle
buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki
kabristana doğru yürümeye başladı...

Yazarı Bilinmiyor
www.balca.net

.

Fkno7gPan0

MARTILAR

 

 

Bundan yüzyillar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış.
Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve
tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses dünyalar güzeli bir kızmış.
Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak için saray muhafızları
ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve gözlerini kapatır,
ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalanmakmış.

Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir bir köylü
delikanlı herşeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle göz göze
gelmişler... O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla tutulmuş.
Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş ve günlerce
uyuyamamış. Fakir delikanlı ölümü bile göze almak pahasına, prensesi
bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel prenses de
onu tutulmuş onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış.
Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın
bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.
Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda
saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan delikanli ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını anlatmış.

Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına
dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.

Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...

Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı
prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış...
Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını anlamış
ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar... Zamanla
prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar
aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta ki... Bir sabah
sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine
ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii
korkulduğu gibi olmamış... Martıların bile aracı olduğu İki gencin
arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış ve
ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir
delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.

Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup
yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu götürmek için bekleyen
martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu söylemiş.
Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için
yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı
arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek
için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar hep birlikte
mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar...

Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu
mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış... Biraz
ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarmış...

Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da onun için
yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda kendisini
fenerden kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Olanlardan habersiz kralın
gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar...

İşte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup,
o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi
düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar.

 

 

 

ŞİMDİ GİTMEK ZAMANIDIR

Simdi gitmek zamanıdır

Düsünmeden durmadan

tereddütsüz gitmek

Geride kalanlara

Ardına bile bakmadan

Üzülmeden darılmadan

Bitmişlerin gitmişlerin hesabını sormadan

Alıp gitmek basını uzaklara

Durmadan yorulmadan.

HOŞÇAKAL

Hoşçakal..! 

 

Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum. Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek , ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum. Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... zaten kolay ne vardı ki benim için? Sanki seni öldürmemle sevmem arasında hiç bir fark yoktu. Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım. Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek ,saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak,bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken ,sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten ' BİRTANEYDİN ' ...
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda,sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum! Bu yüzden yalnızlıklarım,ağlamalarım,özlemlerim canını hiç acıtmadı.


Sen beni hiç sevmedin!
Ben seni seviyorum dediğimde Seni Seviyordum!
Ben seni özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum!
Ben senin için ölürüm dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...
Ve şimdi senin hayatından gidiyorum...
Ne zaman aralıkta bir yağmur yağsa,
ben o köprü  de olacağım,
ne zaman bir parfümeriye girsem
hala kokunu arıyor olacağım.
Ben kaybettim...
Sen kazandın!
Artık sesimi duymayacaksın...
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum , kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Gelmedin!
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...
Ben artık gidiyorum...
Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen ,bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile...

 

***_SeMiHeReN_***

 

         ağlayamıyorum artık...

 

SEN YOKSUN

                          
 
                          Tam saatinde uyanmıştım.. Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar rahat uyudum sanırım. Saat sabahın sekiziydi, herşeyi kafamda planlamıştım bu gün özel bir gündü. Önce elimi yüzümü yıkadım sonra üzerimi değiştirip sofraya oturdum. Annem beni görünce şaşırdı, hayırdır sabah sabah böyle giyindin bir yeremi gideceksin diye sorduğunda ne çok isterdim senin yanına geldiğimi söyleyebilmeyi ama yapamadım, işim var anacığım deyip iki lokma atıştırıp çıktım evden. Zaman yavaş yavaş tükeniyordu.. Aklımda tek bir şey vardı bunu bana nasıl yapmıştın.
Bugün özeldi son kez seninle yaptığımız güzel şeyleri tek başıma yapmaya karar verdim. Önce sahile gittim sizin marketin tam karşısındaki duvara oturup denizi seyrettim. Marketi bırakıp kaçar gelirdin yanıma elimi tutar özlerimin içine bakıp ne güzel sözler söylerdin.. Sana aptal aşıklar gibi inanır gülümserdim..
Nereden bilirdim dilinin altında zehirli bir yılan beslediğini.. Aklımdan bunları geçirirken sana olan kinim bir kat daha artıyordu farkındaydım.. Bir an önce akşam olsada işimi halledip hayatıma devam etsem diyordum.. Hatırlar mısın? Kız kulasine birlikte gideceğimize söz vermiştik.. Çünkü duyumlarımmıza göre oraya kiminle gidersen onunla evlenirmişsin.. Birlikte gidip sonsuza dek  birlikte yaşayacaktık.. Neler paylaşmıştık.. Biz evlenecektik çocuklarımız olacaktı.. Hep bunlar için dua ederdik. Allah'ım bizi hiç ayırma diye.. Saat epey ilerlemiş ne çabukta geçiyor zaman senin hayalinleyken bile.. Bu gün özel bir gündü.. Gidip senin için beğendiğim saati aldım sonra bir buket papatya benim sevdiklerimden.. Senin bana sürekli getirdiklerinden.. Zamanı tüketmiştim nihayet salondaki yerimi alıp oturdum.. Ne kadarda yakışıklıydın her zaman olduğu gibi.. Sana bakmaktan geline bakamamıştım yüzümü çevirdiğimde içimden canımı çekip aldılar ne vardı dedim bana bunu yapmasaydın.. Salonda kopan alkışla kendime geldim evet demişti gelin.. Benim yerimi aldığını birkez daha göstermek için evet demişti.. Gözlerim buğulandı ama ağlamayacağım.. Sıra sana gelmişti bir kez daha yüreğimi yüreğimi kanatan, beni için için yakan, canımı parça parça aden evet kelimesini bu kez< senden duymuştum.. Her dğünde olduğu gibi takı merasimi yapılacaktı. Sıraya girdim ve bekledim ölümü bekler gibi, son arzusu yerine getirilsin diye bekleyen mahkumlar gibi bekledim.. Ve nihayet sıra bana gelmişti. Karşında beni görünce rengin bembeyaz olmuştu.. Kim bilir neler geçti içinden birlikte gezdiğimiz mutlu olduğumz anlarmı yoksa beni nasıl sırtımdan vuruşunmu. Çiçekleri geline uzatırken bunları düşündüm ne kadar güzel çiçekler dedi '' evet sevdiğim bir zamanlar bana alırdı bu çiçeklerden '' dedim. biraz şaşkın bakıp kalabalığın gürültüsüne tekrar karıştı aklı, saati koluna takarken ellerim titredi saatle birlikte birde not vardı avucumda kimse görmeden usulca eline bıraktım ve sana son kez doyamayasıya bakıp oradan ayrıldım.
Artık bitmişti öyle değil mi? Sen artık sonsuza dek başkasına ait olarak yaşayacaksın. Bense tıpkı o kağıda yazdığım gibi... sahi ne yazdığımı merak ettiniz değil mi? Aynen şöyle yazıyordu:
Geline verdiğim çiçekler ben ölünce solsun
Kolundaki saat ben unutulunca dursun
Şu andan itibaren içinde sonsuza dek acı olsun
yepyeni bir hayata başlıyorum artık SEN YOKSUN...!!!

.

y1p_wtG_ciY85b9-miq3mVorte68PQduhJMig-5_3FXZGp1aNEqTIqkN0DQwp2ZejuaSsSJDAINpy4
 
There are no photo albums.